5/04/2010

MASAL PERİSİ...


Bir hayatın sürgünlerinin hükmünü bir yürek değil de kendin verirsinde yüklersin sorumluluğunu başkalarının üzerine. Her yöne dönerde yüzün, yokluklarının ait olduğu kendine dönmez asla. Korkuların buğulu camlarından dışarı bakacak cesaretin yoktur. Şaheser bir beynin kıvrımlarında dolanan kelimelerin, bezenmelerinde donanan satırların bir insan yüreğinde yankılanması kolayda, iz düşümlerinin can yakmaları zordur işte…

Yapamadıklarını istemek olağan bir durumdur kıskançlıkların gölgesinde. Ve o gölgelerde yitip giden sevdaların can çekişen aşk kavramı… Susmalara meyilli yüreğimde, bir bulutun hazin hikayesi gizlidir kimseler bilmez. Kah masmavi gökyüzünde yüzüne bakan bir beyazlık, kah hırçınlığın çaresizliğinde yüzünden düşen birkaç damla. Kimse bilmez usulca dolanırım alemi, alem benim içimde. Sana boyalı bir kırık hikayenin son satırındayım. Ya olduğu yerde kalacak, ya da ferman kesin bu sözler dehlizlerimde kalacak. Kimlerin kimsesizliğini yaşayan birçok ömrün kayıp gitmelerini izledim durdum da, kimse benim kimsesizliğimde durmadı. Ne ben buyur ettim, ne de onlar kalmak istedi yorgun yüreğimin ayaza çalmış caddelerinde. Oysa hepimiz sımsıcak gülüşlere muhtaçtık. Her şeyden kaçabilirdi de insan, kendinden asla. Yoğrulduğumuz ruhun çıkmazıdır bu ve bir kardelen inadı. Nasip yaşıyoruz çok şükür deyip de razı gelmektir aslında.

Ne yaparsan yap asla kaçamaz insan kendinden. Bütün sesleri susturursunda, içinden akan o sesi susturamazsın. Bir gün bende mutluluğun sonsuzluğunda yerimi alacağım. Ama kim yanımda bana gülümseyecek bilemem. Kim olursa olsun ben olduğum için sevecek olan olacak ve ben onu her şeyden daha çok seveceğim. Mutluluktan aşkla inşa edilmiş içimin Taçmahal’inde yaşamak adına benle olacak ki, şiirsel bir düzlemin sırça sarayı kurulacak bir doğuş hikayesinde bize… Umut benim ekmeğim …

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder