2/19/2010

.....


Ben seni her bulduğumda kaybettim
Meğerse senin yamaçlarınmış koştuğum yerler,
Sessiz çığlıklarında düştüm senden
Anlatamadıklarında
Anlamsızlaştığımda
Titrek mum ateşi gibi
Sonumu bekledim karanlıklarının içinde.
Oysa ben
Sürgün yemiş bir ruhun acılarıydım,
Neden benim tan yerim olmaz ki?
Her gelişinde seni kaybettim
Şimdi olduğu gibi...
Ama seni kaybetmenin imkansızlığında yaşadım bu gerçekliği...

                                              eymenMİRZA

2/18/2010

Bu Yol Nereye Gider



bir kuğunun boynuna dokunurken…
yol bir yere gitmez

içerde

düz saçlara uğrar

ayak üstü bir akşamüstü

her plansız ürperişin sonu

hüsran

ve hüsran

çok sanat müziği bir kelimedir

yol bir yere gitmez

o bir durma biçimidir

yol yoluyla gidebilir yare

yoldan çıkabilir apansız

ve ömür bitebilir yoldan once

ama yol bir yere gitmez

o bir durma biçimidir

yaşamak

hızlı bir ölme biçimidir

düşünce ışıktan yavaşsa

erken gidilmelidir

gerdan sözcüğüne

bir kuyumcuda da rastlayabilirsin

bir kasapta da

kalbin sızlamaz

bir kuzu yüreğini vitrinde görünce

o bir beslenme biçimidir

ama korkarsın

kurdun sevdiği havadan

ayakkabı yaparsın yılandan
yol bir yere gitmez

o bir durma biçimidir

her garantiyi istersin hayattan
oysa ölümle yaşam arası
uzun malum ince bir yol

bir yere gitmez

o bir ölme biçimidir
iyi yolculuklar denmez bir gidene

yapılamaz çünkü

çok yolculuk bir seferde

yolcu denmez her gidene

herkes o yolun taraftarı olmayabilir

hiç bir sürgün

gittiği yolu sevmez mesela

yol bir yere gitmez

o bir susma biçimidir

soğuk bir taşıtın uğultusunda

Yılmaz Erdoğan

2/15/2010

Nerdesin?...


Yalnızlıktan bunalmış bir yüreğin son demlerindeyim,
Kavuşmaları bile terk ediyorum... 
Nerdesin?
Beni ben olduğım için seven nerdesin?...

2/13/2010

NEFESİNDEN NEFES ALMAK....


Belki hayata karşı çok düzgün durmamış bir çok insan, yüreklerinizin üstünde acımasızca  dans ederlerde yaralarınıza basarak mahvolursunuz. Söler misiniz peki benden bunu nasıl beklersiniz?

Bir zamanlar kalma acılarımı dersliğimde tekrarlattımda kimsenin yardan kalma yaralarını dokunmadım ya da yara olmadım kimseye. Can yanması neydi bilirdim. Böğrüme doluşan börtü böceğin gözlerini gördüm açlık telaşıyla kemirdikleri etimi mutlulukla yiyorlardı, ben onlar adına sevindim. Özlediğim ve yaşayamadığım anların esiri olmadanda sabırla bekledim can çekişmelerimde hayatı. Kimseye sızılarımı demedimki benden yana hüzün dokunmasın yüzlerine bir kaç saniyeliğine, sahte bir edaylada olsa olmasınlar.

Annemin biblosun gelir bazen aklıma. Ne kadar çok sever onu. Yıllardır bıkmadı usanmadı, yer değişti, mekan değişti, ama o biblo aynı tebessümle temizlendi elindeki toz beziyle. Ne garip değil mi bir biblo edası bile deymedi yüreğimize...

Sadakatla sevmek yalnızlıkla bilenmekse, ben kendi şah damarımı kemirdim kesmekten öte. Kimseden dilenmedim sevgiyi, gözlerimden dökülen yaşları yağmurda yürümeyi severek gizledim. Anlatamadım ki sadece ömürler adanası bir sevda var avuçlarımda ya beni sevene adanacak ki biri mutlu olsun, benim mutlu olma ihtimalim hep başkalarının olmazlarına takılıp kalacak. Ya da ömür adadığım cesareti zırh edinip beni yüreğine sarıp sarmalayacak. Ben sadece mutlu olmak istiyorum. Çok uzun yorucu bir yoldan geldim. Canım çok yandı da susmalar yalnızlığımla duvarlara sinip kaldı. Beni anlamak çok mu zordu? Zemheride ayaz yangınlarında kavrulan tenimin çatlakları arasından süzülen acılarımı almak çok mu zor? Yüzümü döktüğüm düşlerimin kahroluşlarındayım şimdi. Oysa istediğim gözlerimden hüzün duvarlarını kaldıracak bana ait sevdamı yaşamak isteyen bir yürek. Ağlamanın ayıp sayıldığı zamanların süzülü kalan erkek naralarında kalmadım ki, ağladım sevdiğime ve ağladım o ağlarken diyebileceğim bir sevda aradım durmadan.



Üşüyorum... Kimse bilmesede dağ gibi yana yakıla yıkılmak sevgilinin ayaklarına bir yüreğin haykırışıdır sevgiliye seni seviyorum... Şimdi buda nedir gözümden yüreğime süzülen? Yalnızlık mı cam kırığı gibi yüreğimi acıtan? Beni anlamak bu kadar zor mu? Yüreğim sevgim bu kadar ağır bedeller ödemedende sevilemez mi? Yok mu aşk ile hayatıma katışacak? Üşüyorum....

2/12/2010

Düşlerim ve Gerçekliğim Sensin


Sana akıyorum kaygısızca ve hiçbir şey bunu engelleyemiyor ve geri çeviremiyor bu akışı.
Çünkü sen her tarafımdasın.
Sağımda, solumda, arkamda, karşımda...
Ne yana dönsem, ne yana yol almaya kalksam, ulaşacağım son nokta sensin, orada yalnızca sen varsın...
Sana akıyorum, çünkü senin yolunda gidiyorum, attığın adımları takip ediyorum sorgulamadan.



Hani unutmak bir mumun ömrü kadardı.
Kaç mum eridi gözlerimin önünde hayalini eritemedi hiçbiri.
Hani imkansızlıklar ellerimizde tükenirdi.
Kaç imkansız tükendi avuçlarımda bir sen kalakaldın parmak uçlarımda tek imkansızım.
Hani uçurumlara merdivenler yapardık kenetleyip ellerimizi.
Sensizlik mi uçurum yaşamak mı uçurum seni sensiz bir başıma..

mahşere kaldı sevdiğim
yandı içim derman veren olmadı
yüreğime bir acı saplandı ağlayanım olmadı
gözlerim nefesim elim dilim hepsi sana mühürlendi sevgilim
seni seve seve başkasına vardım
kim senin yok kabahatı
bütün suç bütün günah benim
senden ayrılmayı bırak kuslüğe dayanamasken şimdi senden ayrı
başkasınınım
affet beni seni senle yaşamak nasip olmadı
sevdiğim
bu dertlerim yedi ömrümü ebnim çektiklerimi anlatam sevgilim
sevdiğim bu dünya bizi
birleştirmedi mutluluğu bize değil birbirimizden ayrı vermeyi istedi
sevdiğim bizim sen le aşkımız mahreşe kaldı sevdiğim...

Ben  seni tüm faniliklerin değerlerinden çıkarıpta sevdim. Ömre ait bir direniştin içimde. Benden beni alıp giden seni sana anlatamadım. Geçmiş anların değil her anın sana yansımalarını sevdim.

Bir tebbessümün yeter...

2/07/2010

Beklemek Erdemdir...


Bir sabah çıkıp geleceğim demek. Bir vaat vermeden sevmek seni. Suskunluklarımıza inat sevebilmek belkide. Yaşama sebebplerinden bir sevilenin tebessümlerinden geçmekse, ölümsüzlük yazılı kalacaktır ömürlerimize. Bakıpta görmeyenlere inat sevmelerin en deriniyle adayacağım kendimi sevdiğime.

Bir şiir gibi yaşanacak aşkın özlemi içimde. Avuçlarına bırakabileceğim bir buse ve o avuçlardan içebileceğim bir aşkı yudumlamak. Kim bilebilirki ömür adamak ki sevgiliye, bu adanmışlıkla yıkanacaktır sevdiğin ve bir daha asla gitmeyece aramayacaktır başka hevesleri. Durmadan her sabah yeniden aşık olmak o büyülü eşsiz sevgiliye. Asla sıradan olmadan yaklaşmak, özletmek ve kışkırtmak belki suskunlukların nefeslerinde. Birgün bu sevgili omzumda sabahlayacak biliyorum ve güne gözlerini açmadan bilecek, huzurlu ve aşkla örülü bir sabaha maviliğimde merhaba diyeceğini. Ben evden çıkınca elini attığı her yerde küçük notlar tebessüm olacak yokluğumda yüzünde. Belki bir kapı çalacak küçük bir çocuğun elindeki çiçek ve masum yüzündeki gülümsemesiyli, hayatın içinde kirlenmemiş ellerinden aşkımı yeniden kucaklayacak. Bir düş ülkesi değil bunları yaşatmak sevdiğine. Bir peri masalında kalmak değil bu. Yeterki aşka sadık 2 yürek olsun, her şartta yaşanır ve yaşatılır aşkın büyüsü. Ve düşünsenize sevdiğinizin ağzından çıkan sana aşığım kelimesinde ki tını nasılda sarıp sarmalar seni.

Ben aşkı adayacağım bir yürek bulduğumda sonuna kadar varımda, onun geliş gidişleri ve şartları beni omuzlar mı bilemem ki. Erdemlerin en güzeli beklemekmiş. :) tebbssümle....

2/04/2010

Güller Ağlar İçimde


Ne zaman ayrılık saati gelse

En vazgeçilmez yerinde yaşamın
Duysak ayak seslerini akşamın
Ve sokaklardan el ayak çekilse
Bir ürpertiyle duyarım o zaman
Seni çağıran sesi uzaklardan

Ne zaman ayrılık saati gelse
Bir gariplik çöker içime birden
Kalan tek anı gibi bir devirden
Durmadan çalınır o gamlı beste
Sanki bilir dem hazin öykümüzü
Bulutlar ağlar, kararır gökyüzü

Ne zaman ayrılık saati gelse
Bir çaresizliğe anlatır gibi
Birden değişir Gözlerinin rengi
Mavi solar, koyulaşır yeşilse
Sarınca ruhunu eski bir hüzün
Uçar gider pembeliği yüzünün

Ne zaman ayrılık saati gelse
Uzatsan özlemle dudaklarını
Tüm ağaçlar döker yapraklarını
Ne çiçek kalır ortada, ne bahçe
Sadece uğultusu o rüzgarın
Ve bir umut kırıntısı: Belki yarın


Ne zaman ayrılık saati gelse
Bir fırtına çıkmışcasına, büyük
İçimdeki güllerin boynu bükük
Bir zaman kalakalırım öylece
Neden sonra gittiğini anlarım
İçimde güller ağlar, benn ağlarım…


           Ümit Yaşar Oğuzcan
 
Yüreği avucundakiler zaferi yaşayamaz…Yolunu yolsuz olanlardan seçki dönmek kolay olmasın bulmak yani. Hatıraları emanet bırakma gece vakitlerine. Saatler şafak kadar bile sadık değildir. Bak bu kaçıncı dönen dönülmez olduğunu zannettiği yollardan dönen. Seni en içten duygularımla selamlıyorum. Nasıl ayrıldıysak her şey aynısı sadece geceler çok daha uzun ve yollar sonuna ekli sonsuzun.



Tut ki; hiç kimse aldanmadı benim kadar; hiç kimse kaybettiği güzelliklere ağlayamadı. Say ki; maviye tutkun olan bir benim bir benim mavide eriten akşamları. Haklı görünen kim varsa hakkım var üzerinde. Haksız olanları geç gidemeyenleri dönemeyenleri sil-at hayatından en haklı olan sensin



Ve ben döndüğümde bulamayacağımı bildiğim halde gidebilecek kadar güçlüysem saygı duy. Saygı duy emanet bir yürek taşıyan kim varsa bedeninde.



Her şey bittiği yerden başlar demiyorum, bitmeyen şeylerin başlangıcı zaten olmaz...

2/01/2010

Fark mı?..


Bir yolun türküsünde kaldığım anlarımın
Gözkırpışları arasında yandım dedimde
İnandıramadım kahroluşlarımın yasına.
Sürmeli koyunun ardına yakılan bir yasın
Kınalı kuzuyu ağlatması acep nedendir?
Göğsümde yuvalanmış 6 merminin sancısı mı?
Yarin yardan düşme kaçışlarımı beni benden alır?
Hangi anların düzensiz kalp atışlarında kaldın ey deli dumrul?
Ne sana can verecek biri nede sevgili,
Adanmaların varsa sus şikayet etme
Bekleme senin için kesilmesi gereken bedelleri.
Yaşam dediğin nefes almaktan ibaret
Yalandır bundan gerisi.
Kalbur saman içinde hikayeleri arasında kalan çocukluğumuza sarıldık,
Farklı anların,
Farklı renklerin çocuklarıydıkta
Agu kelimesi
ve bir ağzın o memeye sarılması
İşte ortak anlarımızdı.
Durdum düşündümde
2 göz 2 kol,
Ama paylaşılamayan bir dünya
Sonuçta düşünce toprağa
Ne farkızmız kalacak ki
Çocukluktaki benzerlik ölümde de ayrımsız geliyor başa.
Bir de ne ortaktır bilir misiniz?
Bir aşk sızısı ve yüreğe akan göz yaşalrı
Her zamanın vazgeçilmez hazzı....
 
                                      eymenMİRZA