1/29/2010

KESTİM PARMAĞIMI


Yaşamak sancısının kıvranmalarındayken
Kaçışlarım varsa söler misin
Nerdesin?
Göçebe hayatının kervanını bana taşımak,

Yorgun bir hancıyım istemem kalsın...
Sölediklerimin doğruluğunu istemiyorum artık
Alınmıyorumda,
Ben seviyorum
Sevmelerimden habersiz kalsın gidenler,
Beni zorla sevmelerde tükenmek istemiyorum.
Cesaret gerekmez sevmeler
Ya da kavuşmalar için,
Seversin aşktır bu ne denebilir ki?
Benim mevsimin bahar değil anladım
Ve sadece bir tebessümden ibaretim,
Olsun
Buda böyle olsun.
Ben yerimdeyim
Elbet bir gün yorgun başını dinlendirmek isteyen bir yürek
Benim hayatımda kalacaktır.
Yaşayamadıklarım için keşkelerde kalmayacağım,
Aşk denen tutkuyu iliklerinde şiir gibi yaşamak isteyen
Bir yol mutlaka benim yolumla kesişecektir.
Ben kestim parmağımı,
Canımı yakanlar kadar canım yanmayacaktır...

                                               eymenMİRZA 

1/28/2010

BAZEN HER ŞEY DEDİĞİMİZ HİÇ BİR ŞEYDİR....



Düşlerimiz ve gerçekliğimiz arsında, hayal kırıklıkları sokağında oturmaktayız ben ve arkadaşlarım. Sen, genç kadın, teyze, dede her ne varsa insana yakıştırılmış rollerden hepimiz işte bizler. Geberiyoruz bazen acının içinde de, susmaların soluksuzluğunda yanıvermek kalıyor bize.

Rüzgar, ah ılık esen, bizi mest eden rüzgar. Şimdi küllerimi mi savurmaya geldin söle? Yalnızlık bu işte. Bir çok insanın içinde donmak iliklerine kadar. Düşlediğin istediğin kişinin soluğunda yanmadan, hasretinde kavrulmak. "Gel desem gelir miydi?" lerde kalan bir çok sözcüğün azımızda gevelenip durduğu yaşamlar. İçim daralıyor yalnızlıktan mutlu olmak istiyorum bende desemde ne kar eder ki. Satır aralarına, bir telefon öteye sığdırdığımız mutluklar hariç ne kaldı avuçlarımızda? Aslında unutsuz değilimdir. Nelere göğüs gerdim bu neki demek isterim ama olmuyorki. Kalp ağrısı bu, yürek sürgünü kolayla geçmiyor işte. Özlüyorum bakışlarının huzurunu desem aynı seffaflıkla yaklaşabilir misin bana? Zamanın, sınırların, "şimdi olmaz" demelerin olmadığı bir yerde olmadığına göre, sölesene ne yapacağız şimdi? Güllerin ağladığı zamanlar vardır ve hatta üstüne şiirler yazılmıştır. Ben öyle anlarda gülün dibindeki toprak oluyorum ve bağrıma düşen damlaların kahrında nefessiz kalıyorum bilemezsin. Sakın bir daha ağlama...

Bekliyorum yorgunluğumuzun yorulacağı zamanları
Belki sende yalnızlığının içinden uzatırsın ellerini
Bir kopuş yaşanır yaşamın kıyılarında,
Belki zamansız bir meltem getirir seni bana,
Ya da kararsızlığının arasından aniden
Karar verilmiş bir sözcükle başlanır her şeye.
Ben senin ellerini uzandığı yön,
Sözlerinin bittiği yer,
Huzurunun başladığı an olmak için
İçin için yanarken,
Sen çıkmazlarında yorma kendini,
Bazen her şey dediğimiz hiç bir şeydir aslında,
Şimdi çıkar üstündeki kurallar elbiseni
Ben seni duru masumiyetinle bekliyorum
Kirletmemeyede yeminli...

                                          eymenMİRZA 

1/26/2010

Atlamayın Bunları ...




İnsanların gelişleri gidişleri arasında "vallahi öldürecek" dediğimiz bir çok yaşanmışlık vardır da, bunu bir şarkıda hele ki sesinin büyüsüne kapılmamak mümkün olmayan Candan Erçetinden dinlemek muhteşem. Konu bir sanatçının mükennmeliği değil ama :P değinmeden geçemezdim ki :)

Bugünlerde ertelenmişliklerden bahsedip duruyorum düşüncelerimin tenhalarında. Hep bir şikayet hali durmadan birileri bişilerden bıkmış amanınnnnnnnnnn :P Yapmayın ltfn. Hayat güzel, yaşamaya değer, genciz güzeliz gel diskoya gidelim demicem elbette :P ama şunu diyeceğim, önünü görmüyorsan adım atmayı bile düşünme... Neden hep bişilerin aceleciliği bizi sarmıştır? Sürekli fikirler ordan oraya koşuşturmacada. Anlamıyorum ki, ilişkiler bile 4 gen 5 gen :P falan olmuş öleeee ruhsuz bedenlerin hormanal seviyesinde dolaşım yapılıyor sadece. Eeeee ben bu kadarınada özgürlük diyenlere "aloooo en özgür amerika ahlak çökmüş, uyuşmuş beyinlerin sisleri, cinayetleri ve macera dolu amerika :P pehhhh. (vallahi ısrar etmeyin politikaya atilmiyiciğimmm :D) Ağır oldu, sert bir gelişme bölümüydü de konuyu bi bağlasam :P Efenim hayatınızı çöplük yapmaktan vazgeçin, basit duyguların esiri olmayın. Durmadan beyin sömürgecisi olmayın kendinize. Ultra manyak zengin olup yangelip yatan, ordan oraya koşan, ooohhhh keyif içinde bir hayatın temsilcisi olmuş gençler. Bende diyorum ki Aşk sevmek harika. Olsun kavuşamasanızda harika, vallahi harika :) O güzel duyguyu yaşattıysa, harika. Ama çabalamadan, ulaşmaya çalışmadan aşk aşk olur mu? Ltfn sevgi, aşk ucuzlamasın, ltfn çin malı yapmayın bu harika duyguları. Bir şiir gibi yaşanmalı aşk ve yaşatılmalı kadına.

Benle evlenen yaşadı :D Bir kere olsun çıkarsız, yalansız, sımsıcak bir aşk yaşamadan göçüp gitmeyin bu alemden. Hazların tende yanıp kavrulduğu değil, bir bütün olup yaşandığı bu aşk duygusunu ertlemeden yaşayın.

Kaybolup gitmeyecek bir hatıra olarak kalma bende
Yanımda kal,
Gözlerinin derinlerinde yitinceye kadar ....

1/20/2010

Yüzleşme...




Bir kelime...
Bazen can yanması için bıçağa, topa, tüfeğe gerek yoktur
Oktur içimde mayın tarlalarını patlatan,
Can yanması için ateş gerekmez
İki dıudağının arasından volkan akar durur...
Ben unutulmayacak kadar büyük bir ayıbımki
Herkes beni içinde saklar,
Ya da ben göremedim aynadaki aksimi...
Bu yol bir yere gitmedi,
Ben göçükteyim,
Sölevlerde sevmelerin en güzeli
Neden kimse beni ben olduğum için sevemedi?

1/19/2010

ADAM SUSUYORDU...




Gülümsemeleri bırakalı yıllar olmuştu sanki. Kimse bilmezdi yaşayamadıklarının sancısını. Hayata tutunuyordu da, kimse bilmiyordu pamuk ipliğinde olduğunu. Nasılda gözleri yaşlı, ömrü hazan sarısına çalardı. Kimse anlamazdı bu sıradan ömründe baharı yaşamak isteyn yüreğinin olduğunu. Kadın, saçlarını tararken aynadaki aksi ona donuk bakıyordu. Neydi bu kadar vazgeçmiş, kabullenmiş yürüyüşlerinin sebebi?

Zamanın gene zamansız aktığı, sevgilisinin ona aşk diye anlattığı acılar yokuşunu çıkarken, ne kadar da yalnız olduğunun farkına vardı. Tensel dokunuşların mahkumu olmuş muydu? çoktan diyordu çoktan... Apansız bir kelepçe takıyordu ellerine bu kelime. Çaresizlik akıyordu iliklerine. Hiç bu kadar üşümemişti...

Her zamanki gibi rutini olan masayı 4 le mek üzere salona gidiyordu. Selamlar rutin, insanlar sahtekar ve boş hevesler... Sıkılmıştı artık aradığını bulmak burda mıydı? O gün başkaydı, o gün bir delikanlı şiirlerini, yüreğini, samimi  ve bir şeylere ulaşmak istemeden, acısından çıkıp aktarıyordu. Çapkınlık değildi onun yaptığı, istedikleriydi. Sevgiliye seslenişiydi, ama kimse anlamadı... Kadın bu yürekten dökülen cümlereri anladı özümsedi. Hoşuna gitmişti adamın satırları. Satırlara sinen acılar tanıdık, özlemler aynı...

Sonra mı? Sonrası yok genç adam ağladı, sustu, yandı.. Adı aşktı, kadını kırmamak adına kadından kaçtı.. Kadın, adamın duruşunu sevdi, ama adanacak aşkı istemedi... Adam arada kadınla sohbet ediyordu, adamın ona yansıyan aşkını sevsede adamı aşkla sevmiyordu, adam susuyordu.

Şimdi kadın sancılı, adam kırgın. Ve incinmiş her bir yanını alarak şiirlerle çoğalmakta gene aşkına...

1/18/2010

Sürgünüm Sana





Bir çiçeğe benzerdi kalbim fırtlatılmış ezilmiş...
Başımı ellerimin arasına aldım,
Usulca yıkılmışlığım süzüldü gözlerimden
ve ay karanlıktı
Dönmedin
Gidişlerin
Bitişlerimdi...
Eğer gözbebeklerin unutmuşsa gülmeyi
Benim saklandığım kuytulara kaç,
Belki yarım tebessümlerimnizden
Bir gülüş çıkartabiliriz ikimiz.
Oysa ne düşlerimiz vardı
Ay aydınlık
Ay gülen
Gün sen
Vurgun ben...
Susmuşum
Bekliyorum bana gelişlerini
Bilmezler nasılda buluverdik aramadığımız yerde birbirimizi
Anlayamazlar kavuşulmamış bir aşkın sürgününde eylendiğimizi...

Mirza

1/13/2010

YAKLAŞMALAR GİDER Mİ?





Emsalsiz bir güzelliği yok bu dünyanın. Sen olduğun içindi bu dünyanın emsalsizliği. Anlatamam yolculuklarımın içindeki sırları, ama bilirdim senin kadar gizemli bir giz yoktu bu yolculukların hiç birinde. Bir tomurcuk açadır ellerinin deydiği her yerde ve kandırılmalardan uzak bir anlayışın tohumu sendi bilirim. Ve şimdi içimde filizlenensin.



Yaklaşan bir ayak sesinden ürperirdim çocukken, düşlerimi alıp götürecek diye. Ve işte ağlardım karanlığa düşürülmüş düşlerime. Camların buğusuna her kes bir şeyler yazabilir. Ama kimse o camda buğu olmayı düşlemez. Ben sana çoğalan kelime olmadan önce, buğu olmayı öğrendim. Uzun zamandır yağmur yağarken ağlıyorum şimdi. Gerçi suspus olmuş kaç ömürdür bilemem. Yağmurda ağlamak nedir bilir misiniz? Yağmurda ağlamak, kendine yanmaktır gizlenmelerin içinde. Bir yolun soğukluğundan muzdarip insanlardan farklı bir ruh olmak, belki anlamak hayatın kendisini, belki özüne varmak. Kim bilir ki sonbahar yapraklarının telaşını? O yapraklar ki zamanı bekleyip yeniden köklerine karışmak. İçerde uzanan yollar vardır birde. Kimse bilmez dokunulmaların arınmasıdır ki başkenti sen olan bir şehre gider. Sularım çekilmeden kimse göremez derinlerimi. Oysa gözlerim yeterdi görmelerin ötesini görebilmeleri. Bir bakıştan öte, tüm şeffaflığımla düşüvermekti. İnsan anımsar mı ilk sesini duyduğunda içini titreten o her şeyin erteleniş anlarını? Bazen soruyordum kendime, ben seni bilmeden neden sevdim diye? Ve cevabı senin içsel yollarındı, bedensiz yürüyüşlerinle kumsalımda salınmaların. Islak bir dudaktan çıkan o nefesinin sesi, bu kadar ezgi yüklü olabilir miydi? Ve hiçbir sabah, sen olamazdı, bu kadar aydınlık. Yarımların yaşam sanıldığı kesitlerin içinden bakıyor insanlar hayata. Görmek kavramını yitirmişler gibi. Anlamaktan vazgeçmişler, göç halindeler kuytu köşelerine. Adı yalnızlıktı anlamadılar. Değer miydi bu kadar ıssız yürekleri çoğaltmalara?


Bu gece sen ağladın yağmur yerine. Bu gece düştüğün her yer alev… Bu gece sen akıyorsun içime. Deymez bu kadar acının iç çekişlerinde ıssızlaşmana. Susma ne olur, yetmedi mi düşlerinin karanlıklara düşürülmeleri.

1/10/2010

Ölümsüz




Bir şeylerin değişme anlarında karanlığıma ışık olmalısın. Ben yönümü seninle bulmalıyım. Ellerimin hüzün duvarlarındaki izlerini silmeli ellerin. Gözlerimin mavisinde süzülü kalan kaygılarımı almalısın benden. Satırlara sinmiş her yaşanmışlığın ya da yaşamak arzusunun, dudaklarımın arasından asla telaffuz edilmeyeceği gibi kalmamalı.



Senin dışında bir hayat daha akar giderde görmezsin. İlklerin ilkesizligi, kuralsız bir hayatta hep malubiyet zerzeniş bu yolun gidişi. Henüz gözlerin kadar derin bir mağbetin büyüsü yaşanmadı gerçekliğimde. Bilirim yaşanmayacakta. Sen nerdesin, hangi düşlerin seni benden bir parça daha ötelere göndermekte? Aklımın alamadığı yerde bütün kapıları açan ellerini tutamamak ki bir ömür ızdırap. Ben gitmelere gebe kalmanın sancısındayım. Senden her adım uzaklaştığımda kavrulurcasına sana yaklaşmak. Nasıl bir çıkmazın çelişkisidir bu? Şimdi bir keman tınısında süzülen yaşların ve sana sesiz yakarışların eşiğinde bir hayat durmuş bakmakta. Görsende susarsın puslu hayatının bana ait olmadığını bildiğim o kısmında. Dışlanmış mıydım ben, neydi bu uzaklaştırmaların? Dudaklarımdaki ateş bu kadar günah mıydı? Kehanet sendin benim yollarımda. Sendin geleceğimin gözleri ki benim sonumdu senin avuçlarında. Ve ben görüyordum, bir kelebek kanadı daha çok çırparak ışığıma kavuşup ölmenin telaşında. Olsun diyordum bu güz sancıları geçecek. Sadakatin kırıklığı da kalsa, seni sensiz yaşamak düşsede anılarıma, ben vazgeçmedim senden. Apansız bir ölüm gibi sevmek, ben ölmeye bile aşık oldum senin yolunda.


Bir şarkının nakaratında kaldım hep. Senin dilinden düşmesem yeterdi bana. Bu kadar önemserken senli anları, kaybolmamalıydı o büyülü huzurun ve ben asla kaybetmek istemedim. Anlatamadım ki, her çırpınışımda biraz daha battım gözlerinin beni kurtarmak istemediği o batakta. Oysa aşka müptelaydı ruhum, görmedi kimse. Sunmak için çıldırdığım sevda düşlerim vardı, bakışlarda kurşuna dizildi kaldı. Ben öldükçe çoğalırım zamana, aşk benim ve ben ölümsüzün bu hayatta.