Düşlerimiz ve gerçekliğimiz arsında, hayal kırıklıkları sokağında oturmaktayız ben ve arkadaşlarım. Sen, genç kadın, teyze, dede her ne varsa insana yakıştırılmış rollerden hepimiz işte bizler. Geberiyoruz bazen acının içinde de, susmaların soluksuzluğunda yanıvermek kalıyor bize.
Rüzgar, ah ılık esen, bizi mest eden rüzgar. Şimdi küllerimi mi savurmaya geldin söle? Yalnızlık bu işte. Bir çok insanın içinde donmak iliklerine kadar. Düşlediğin istediğin kişinin soluğunda yanmadan, hasretinde kavrulmak. "Gel desem gelir miydi?" lerde kalan bir çok sözcüğün azımızda gevelenip durduğu yaşamlar. İçim daralıyor yalnızlıktan mutlu olmak istiyorum bende desemde ne kar eder ki. Satır aralarına, bir telefon öteye sığdırdığımız mutluklar hariç ne kaldı avuçlarımızda? Aslında unutsuz değilimdir. Nelere göğüs gerdim bu neki demek isterim ama olmuyorki. Kalp ağrısı bu, yürek sürgünü kolayla geçmiyor işte. Özlüyorum bakışlarının huzurunu desem aynı seffaflıkla yaklaşabilir misin bana? Zamanın, sınırların, "şimdi olmaz" demelerin olmadığı bir yerde olmadığına göre, sölesene ne yapacağız şimdi? Güllerin ağladığı zamanlar vardır ve hatta üstüne şiirler yazılmıştır. Ben öyle anlarda gülün dibindeki toprak oluyorum ve bağrıma düşen damlaların kahrında nefessiz kalıyorum bilemezsin. Sakın bir daha ağlama...
Bekliyorum yorgunluğumuzun yorulacağı zamanları
Belki sende yalnızlığının içinden uzatırsın ellerini
Bir kopuş yaşanır yaşamın kıyılarında,
Belki zamansız bir meltem getirir seni bana,
Ya da kararsızlığının arasından aniden
Karar verilmiş bir sözcükle başlanır her şeye.
Ben senin ellerini uzandığı yön,
Sözlerinin bittiği yer,
Huzurunun başladığı an olmak için
İçin için yanarken,
Sen çıkmazlarında yorma kendini,
Bazen her şey dediğimiz hiç bir şeydir aslında,
Şimdi çıkar üstündeki kurallar elbiseni
Ben seni duru masumiyetinle bekliyorum
Kirletmemeyede yeminli...
eymenMİRZA