Ne zaman ayrılık saati gelse
En vazgeçilmez yerinde yaşamın
Duysak ayak seslerini akşamın
Ve sokaklardan el ayak çekilse
Bir ürpertiyle duyarım o zaman
Seni çağıran sesi uzaklardan
Ne zaman ayrılık saati gelse
Bir gariplik çöker içime birden
Kalan tek anı gibi bir devirden
Durmadan çalınır o gamlı beste
Sanki bilir dem hazin öykümüzü
Bulutlar ağlar, kararır gökyüzü
Ne zaman ayrılık saati gelse
Bir çaresizliğe anlatır gibi
Birden değişir Gözlerinin rengi
Mavi solar, koyulaşır yeşilse
Sarınca ruhunu eski bir hüzün
Uçar gider pembeliği yüzünün
Ne zaman ayrılık saati gelse
Uzatsan özlemle dudaklarını
Tüm ağaçlar döker yapraklarını
Ne çiçek kalır ortada, ne bahçe
Sadece uğultusu o rüzgarın
Ve bir umut kırıntısı: Belki yarın
Ne zaman ayrılık saati gelse
Bir fırtına çıkmışcasına, büyük
İçimdeki güllerin boynu bükük
Bir zaman kalakalırım öylece
Neden sonra gittiğini anlarım
İçimde güller ağlar, benn ağlarım…
Ümit Yaşar Oğuzcan
Yüreği avucundakiler zaferi yaşayamaz…Yolunu yolsuz olanlardan seçki dönmek kolay olmasın bulmak yani. Hatıraları emanet bırakma gece vakitlerine. Saatler şafak kadar bile sadık değildir. Bak bu kaçıncı dönen dönülmez olduğunu zannettiği yollardan dönen. Seni en içten duygularımla selamlıyorum. Nasıl ayrıldıysak her şey aynısı sadece geceler çok daha uzun ve yollar sonuna ekli sonsuzun.
Tut ki; hiç kimse aldanmadı benim kadar; hiç kimse kaybettiği güzelliklere ağlayamadı. Say ki; maviye tutkun olan bir benim bir benim mavide eriten akşamları. Haklı görünen kim varsa hakkım var üzerinde. Haksız olanları geç gidemeyenleri dönemeyenleri sil-at hayatından en haklı olan sensin
Ve ben döndüğümde bulamayacağımı bildiğim halde gidebilecek kadar güçlüysem saygı duy. Saygı duy emanet bir yürek taşıyan kim varsa bedeninde.
Her şey bittiği yerden başlar demiyorum, bitmeyen şeylerin başlangıcı zaten olmaz...


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder